|
Pazar, 06 Aralık 2009 02:25 |
|
Burada "doğu"dan kasıt elbette ki batı uygarlığının hemen doğusu olan islam coğrafyasıdır. Bilim denince, aydınlanma denince neden aşağılık duygusuna kapılmamamız gerektiğine, şu an kitapla, kütüphaneyle, bilimle olan ilişkimizi sorgulama ihtiyacımıza dair, daha önce ZAFER Dergisi (Temmuz-2005/Muhammed Koç)'nde yayınlanmış olan güzel bir demet bilgi...
Orta çağda Mısır'da bulunan Dârû-l Hikme kütüphanesinde kaç cilt eser bulunuyordu: 100.000 Meraga Kütüphanesinde kaç cilt kitap bulunmaktaydı?: 400.000 *** Endülüs'teki Gırnata şehrinde kaç kütüphane vardı?: 70 Endülüs'teki Kurtuba kütüphanesinde kaç cilt kitap bulunmaktaydı?: 600.000 Aynı çağda Avrupa'nın en büyük kütüphanesinde kaç cilt kitap vardı?: 400 |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 07 Aralık 2009 14:40 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Cumartesi, 21 Kasım 2009 21:48 |
|
Pappenheim "Modern İnsanın Yabancılaşması" adlı kitabında, yabancılaşma olgusunu şöyle tanımlıyor: "Gerçeğin bütünü yerine, bizce önem taşıyan bir bölümüne odaklandığımızda; gerisi bizi ilgilendirmediğinde yabancılaşma olgusunu yaşıyoruz demektir. Gerçekliği parçalara bölerek algılayan bir kişinin, benliği de bölünüyor, dolayısıyla da kişi kendi özünden uzaklaşmış oluyor" Yabancılaşmanın 1970 yılında New York'ta yayımlanan bir psikiyatri sözlüğündeki tanımı şöyle: "Yabancılaşma" (alienation): 1.Adli psikiyatride; ruhsal ya da zihinsel hastalık, delilik. 2.Baskılanma ,kilitlenme,bloke olma ya da çözülme sonucunda bir kişinin, kendi duygularına ya da bedenine yabancılaşması." (Hinsie, Campbell: Psychiatric dictionary, 1970, NY) Karen Horney çağımızın nevrotik kişiliğini anlatırken, nevrozları intrapsişik çatışmalar ve kişiler arası ilişkiler bağlamında ele alır ve "karekter nevrozları" terimini kullanır. |
|
Son Güncelleme ( Cuma, 01 Ocak 2010 20:01 )
|
|
Devamını oku...
|
|
Cumartesi, 14 Kasım 2009 14:03 |
|
"Berlin Duvarı'nın yıkılması elbette otoriter yönetimin sonunu ve özgür seçimleri ifade ediyordu. Fakat 1989'dan sonra kapitalizmin dizginsiz ve denetimsiz biçimde yayılmasıyla birlikte meydana gelen muazzam boyuttaki sosyal ve ekonomik tahribat da yadsınamaz. Yeni bir modele ihtiyaç var" Batılı kendini beğenmişliğin bakış açısından 1989 muhteşem bir yıl: Bireysel özgürlüğün zaferini ve ideolojik bir rakibin yenilgisini anlatan bir masal. Avrupa’nın ortasındaki nefret edilesi bir düşman simgesinin törensel yıkımının televizyonlarda canlı gösterildiği bir masal. Bu nedenle duvarın yıkılmasının yıldönümünde çarşaf çarşaf yayınlar yapılması ve basmakalıp laflar eden siyasetçilerin, Avrupa komünizminin çöküşü şerefine o çöküşün simgesi olan Berlin’de geçit töreni yapması hiç şaşırtıcı değildi.
|
|
Son Güncelleme ( Cumartesi, 14 Kasım 2009 14:47 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 3 > 7 |